30 Eylül 2009

Yaşam Felsefesi

- Söyle Sokrat, insanın neden bir yaşam felsefesi olmalı?
- Sana hemen üç neden söyleyebilirim;
Bir; önündeki seçenekleri görebilmek için. Aksi takdirde hep aynı düz yolda yürür durursun.
İki; O seçeneklerden senin için en uygun olanı bilmek için. Önüne çıkan yol ayrımlarından seni ulaşmak istediğin yere götürebilecek olanı seçmelisin, yoksa hep amaçsızca dolanırsın. Ve son olarak,
Üç; Hedefine yol alırken mutlu olmayı bilmelisin. Yoksa tüm yol boyu sadece yürümüş olursun.
Bir yaşam felsefen yoksa sorgulamadığın bu hayatın hiç yaşanmamış olacaktır.

Caillou


Caillou 2000 yılı Kanada yapımı bir çizgi film.

Çekirdek ailemizin favori çizgi filmi. Kayu :)
Oğlum için çok faydalı olduğunu düşünüyorum her ne kadar küçük olsa da, ayrıca bize de çok şey öğretiyor, doğru bulduğumuz evet bizde çocuğumuza böyle yaklaşmalıyız dediğimiz çok şey var içinde.
İlgilenenlere tavsiye ederiz.
CD'leri de var. TV'de de gösteriliyor :)

29 Eylül 2009

Çocukları Anlamak.

Kısa bir kitap keşke daha uzun uzun anlatılsa çocukları anlamanın formülü. Bu kitabı Oğuz doğmadan önce edinmeliydim diye hayıflanmadım değil, çünkü insan okudukça özeleştiri yapmadan, yanlışlarını tek tek değerlendirip üzerinde yorum yapmadan edemiyor.
Kitapta doğum zamanından gençliğe kadar çocukların gelişimleri aşama aşama ve kısa kısa anlatılmış.
Çocuk yetiştirmede neler yapılmalı hangi davranışlara karşı nasıl bir tutum izlenmeli değil kitapta anlatılan, anlatılan daha çok çocukların neyi nenen yaptığı.

28 Eylül 2009

World Sings Goodnight



Dünya ninnileri. Tüm anne ve bebeklere tavsiye ederim.
Ben temin ettim. İlgilenen olursa nasıl edindiğim konusunda onlara da yardımcı olurum.
Çok tuhaf oluyor insan, CD içerisinde ufak ufak ninnilerin hikayeleri de var.
Tüm dünyada, her ülkede farklı bir veya birkaç dil konuşuluyor ama ortak dil kalp dili, duygular belki annelik, belki sevgi....ve tabii ki Müzik....

25 Eylül 2009

Mlisciğimle yeniden.

24 Eylül 2009

Buzdolabı temizliği.

1., 2.,3. ve 4. şekillerde hızıma yetişilemeyen bir yaramazlık sonrası ortadaki şekilde görülen en masum halimi takınırım. Ve ebeveynlerim bana kızamaz ;)

23 Eylül 2009

Hidiv Kasrı

Tabiatın en sevdiğim hali güneşli ama hafif serin sonbahar halidir. Tabiat ana da biz insanoğluna bu sene çok cömert davrandı ve güneşli, sımsıcak bir sonbahar hediye etti, kurağından değil hemde bol yağmurlusundan.




Düşen bir yaprak görürsen beni hatırla demiştin,
biliyorsun seni ben Sonbaharda sevmiştim.
Her sonbahar gelişinde sarı sarı yapraklarla,
kuru dallar arasında sen gelirsin aklıma.

19 Eylül 2009

Çakma Spider Man :)

13 Eylül 2009

Ayvalık-Pelitköy 'de tatil 3. gün_Ayvalık

Tatil resimlerine kısa bir dönüş yapıyoruz 5 Ağustos'tan devam.

Saatli Camii, Ayvalık'ta 1850'de kurulduğu tahmin ediliyor ve Agai İanni Kilisesi olarak inşaa edilmiş. Cumhuriyet'ten sonra birinci mübadelede 1928 yılında camiye dönüştürülmüş. İçinde ikonalar dışındaki her türlü detay aslına uygun olarak görülebilir. Tabi ikonaların üzeri boyanmış. Saatli camii adını çan kulesi üzerindeki saatten almış. Saati 1946 depreminden sonra ciddi bir tamir görmüş ve tekrar çalışmaya başlamış.





Çarşı içi
Çok ama çok eski zamanlara dayanan bir tarihi var Ayvalık'ın, daha bir çok resim çektik, hele o dar ara sokaklar, maalesef turizme hizmet etmeyen kısımlarda, (arka planda kalmış sokaklarda) bir çok eski yapı otoparka çevrilmiş, terk edilmiş, yıkılmış...
Bu ülkenin, bu ülkenin insanının en çok kızdığım tarafıdır günü birlik yaşamak, tarihine saygı duymamak. Ki genel çerçeveden bakıldığında geçmişi öyle kahramanlıklarla dolu olan biz Türkler, yeri geldiğinde öyle bi yumruğumuzu vururuz ki masaya övgüyle, gururla, geçmişimizle övünür, toz kondurmayız. Peki bu yapılanlar, çarpık kentleşmeler, tarihi mekanların hor kullanılması, insani davranışların, gleneklerin, saygının yok olması....
Neyse öyle doluyum ki bu konuda, fırsat buldummu dalıyorum mevzuya bodoslama...

07'de çıktığımız Ege turu inanılmazdı. Cunda adası, deniz turu, şeytan sofrası.... Hayran kalmıştık MY ve ben. Ayvalı'ğı biraz daha yaşayarak gezme fırsatı bulduk bu gidişimizde. İnanılmazdı ama bize kötü hissttiren tek şey, buranında gün gelecek, çarpık kentleşmenin, otellerin, yazlıkların kurbanı olacak olmasıydı.


Yemekteyiz,
yemek misafirimiz

30 Ağustos 2009

Oğuz Türk 10. ayını tamamladı…

Geç kalmış bir yazı evet ama yazılmamış değil :)
Neredeyse 11. ayda tamamlanmış olacak biz 10. ayı yayınlayana kadar.
Yapılanlar;
Anne ve baba hatta bilimum sevenler itina ile kandırılır, sömürülür, şirinlikler ve öpücüklerle her istediği yaptırılmaya çalışılır.
Evet yeni numaralar var, ebeveynin bulunduğu ortamdan kaçarken, sürekli arka kollanır gelen giden varmı diye, varsa devam edilir, yoksa geri dönülür. Veya yaramazlığa gidiliyorsa bir mevkiye gelen varsa geri dönülür gelen yoksa yaramazlık mahalline doğru sessizce yaklaşılır :) Eğer giderken yakalanmışsa ebeveyn tarafından şirin ve bol kahkahalı bir gülme hareketi ile hızla o mevkiiye yanaşılır, gereken yaramazlık hızla yapılır.
alçak koltuklar çıkma, düşerekte olsa koltuklardan inme, dudağını uzatanı kendince öpme, yada öpme için yaklaşma. Dişlerle insanların yüzlerini ısırmaya, emmeye çalışma...
Bulunan her fırsatta terliklerin altını yalama, buzdolabı içindeki soğuk cam yalama, bulaşık makinesi içine girmey çalışma....
Biryerden tutarak sallanma, müzik çaldığında popo sallayarak oynama.

Oğuzca, söylendiği sanılanlar (kesin olmamakla birlikte);
Baba; buva, babbabbab
Dede; dededed
Kuş; gakgak
Anne; annenenen

Tüm bunları, gün boyunca defalarca yapan Oğuz'u seyretmek tam anlamı ile bir eğlence ve zevk. İnsan ne kadar yeri geldiğinde sinirlense de, öyle tatlı ve şirin ki, yaptığı herşeyi bir çırpıda unutturuyor insana.

10. ayın kutlu olsun oğlumuz.

27 Ağustos 2009

Minik Kaşife Ahşap Oyuncaklar


Melissa&Doug Temel Beceri Geliştirme Tahtası ve Takım Çantası üstelik "Ahşap"

Soldaki temel becerileri geliştirme tahtasını ve birde bizim cihaz, alet edavat karıştırma meraklısı minik kaşifimize sağdaki bu harika takım çantasını edinmeliyiz...

19 Ağustos 2009

Ve ilk dişler göründü.

Dün doktor kontrolünde ilk dişlerimizin (2 alt ön) ortaya nihayet çıktığı doktor tarafından da teyid edildi.

Kilomuz 9,5, boyumuzda 76 cm olmuş, Allah'a şükür gayet sağlıklı dedi doktorumuz.

18 Ağustos 2009

Melekler ve Şeytanlar - Angels And Demons (2009)

""""Çok eski gizli bir kardeşlik örgütü. Dünyayı yok edecek ölümcül yeni bir silah, akıl almaz bir hedef.

Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon efsanevi gizli örgüt Illuminati'nin -Galileo zamanından beri Katolik Kilisesi'nin bağnaz inançlarını lanetleyerek bilimin yararlarını yücelten- hala faaliyette olup cinayetler işlediğini öğrenince şok geçirir. Parlak bir fizikçi olan Leonarda Vetra cinayete kurban gitmiştir. Tek gözü oyulmuş ve göğsü örgütün sembolüyle dağlanmıştır. Bilim adamının son buluşu güçlü ve çok tehlikeli enerji kaynağı karşımadde çalınmış ve yeni Papa seçiminin gerçekleşeceği gün Vatikan Şehri'nin altına saklanmıştır. Langdon, Vetra'nın meslektaşı ve aynı zamanda kızı olan Vittoria ile medeniyeti yok olmaktan kurtarmak amacıyla Roma sokaklarında, kiliselerde ve katakomplarda soluk soluğa koşuşturarak 400 yıllık izi sürerek Illuminati'nin izini bulmaya çalışırlar.""""

Özet www.sinemalar.com 'dan bir alıntıdır.

Evde film izlemenin keyfi bir başka oluyor. Bebekli bir aile olunca sinemaya gitmek maalesef biraz meşakkatli bir iş halini alıyor. Bizde evde film izlemeyi daha anlamlı ve zevkli kılmak için elimizden geleni ardımıza koymamaya çalıştık. Her ne kadar filmlerin gösterimlerini takip edemesek, biraz geriden de geliyor olsak çoğunu edinip izlemeye çalışıyoruz.
Mesela evde yarım bekleyen bir Osmanlı Cumhuriyeti var. İzlemek için en müsait ve istekli zamanımızı kolladığımız "Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi"...

Gelelim filme, iyiydi, zevkliydi, merakla izletti kendini. Sonuda iyiydi, beklenmedik bir sondu.
Ama dediğim gibi bence vakit ayrılıp izlenebilecek bir filmdi kesinlikle...gy

Küçük Beyaz Nokta!

Bir kaç aylık sıkıntımız nihayetinde meyvesini verdi mi acaba?
Bu sabah pamuğumuzun ağzında ön sağ tarafta bir beyazlık görür gibi olduk ama bakmamıza kat-i surette müsade yok :)

Umarım o gördüğümüz ilk pirinç patlağıdır.
Bizde 10. ayında, nihayetinde bir diş ucu görünmesini kutlarız 7 gün 7 gece artık.

Hayırlı olsun, daha nicelerine inşallah....

11 Ağustos 2009

Twilight (Alacakaranlık)

Isabella Swan on yedi yaşındadır. Güneşli Arizona'da Phoenix'te yaşarken babası Charlie ile birlikte yaşamak üzere Washington'ın, yağmurun hiç dinmediği küçük kasabası Forks'a taşınır ve burada yüz sekiz yaşında bir vampir olup, on yedi yaşında görünen gizemli, çekici, romantik ve tuhaf Edward Cullen ile tanışır. Edward’ın ilk başlarda kendisinden uzak durmaya çalışmasına rağmen bir şekilde birbirlerine aşık olurlar. .. İki sevgili herşeye rağmen tutku dolu ama bir o kadarda tehlikeli bir aşk macerasına sürüklenirler....

Kitabını okumadım ama ismini duyduğumda korku filmi olduğunu düşünmüştüm, oysa tam anlamıyla romantik bir aşk filmi, tabi evet filmde kan emici vampirlerde yok değil....

Genelde romantik aşk filimleri güneşli yazlarda, yada romantik sonbaharlarda yada karlı ama aydınlık kış günlerinde çekilir. Yani insanın aşık olası gelir hep, tabi işin içinde wampirler olunca bu film aşk filmi olmasına rağmen karanlık, yağmurlu, kasvetli ama tam anlamıyla doğa harikası olan yerlerde çekilmiş.

İnsanın içi biraz daralsa da, yine meraktan dolayı insan filmi gözlerini kırpmadan seyrediyor. Aslında hep bir aksiyon bekledim ama genelde pek hareket yoktu, işin aslında filmin eksikleri çoktu diye düşünüyorum. Senaryo nasıldı bilemiyorum ama sanki bazı yerler atlanmıştı filmde....

Şundan da bahsetmeden geçemeyeceğim, bir vampir ancak bu kadar çekici olur, Edward karakterini hakikaten iyi işlemişler, gerçi bazı yorumlarda kitaptaki karaktere göre filmdeki karakterlerin biraz zayıf kaldığından bahsedilmiş ama.....

Neyse güzel filmdi. İzlemeye değer. gy

Bakış Açımız

İnsan ömrü ne kısa, oysa ki ne kadar çok şey var hayatta yapılacak, yaşanacak. 24 saate bir 24 daha eklense ve 2 günü 1 gün gibi, sevdiğimiz her şeyi 2 kere daha fazla yada 2 kat daha uzun yaşasak keşke.
Diyeceksiniz ki o zaman acılarda 2 kat olacak. Diyeceğim ki olmasa... Hayal bu ya acılarda 2'ye tam bölünebilse ve 1 yarım olsa bize kalan...
Acılara etkisiz eleman muamlesi yapıp, mutlulukları hep 2 ile çarpmaya çalışmak, sorunlara eşit zaman verip fazla üzerinde durmamak lazım hayatta ki bize verilen sürede bu sınavın tüm sorunlarını çözüp geçer not alabilelim.
Gerçi geçer not alsakta sonuç ne ki sınıf geçmek mi iyi bir hayata terfi etmek mi. Yok öyle bir sıralama tek amaç bu sınavı en az yürek acısıyla tamamlamak....son bardak suyumuzu içmeden, yıllar devirmiş o gözleri kapatmadan geriye dönüp baktığında hafıza son kez, en az kalbi kırmış olmalı insan, en az günahı işlemiş ama en fazla gezip/görmüş, en fazla sevmiş ve sevilmiş olmalı... ve bu hayatın üzerine bir bardak su içip öyle dalmalı son uykuya .... gy
Hayatınızı seviyorsanız zamanınızı boşa harcamayınız, çünkü zaman hayatın kendisidir.

Benjamın Franklin

Kaç Tık