18 Aralık 2010

38 derece ateşle yatarken :(

11 Aralık 2010

Türkan Saylan Kültür Merkezi'n de süper bir oyun parkı!

Maltepe'deaçılan Türkan Saylan Kültür Merkezindeydik bu hafta sonu. Emeği geçenhekesi tebrik ediyorum. Çok modern, işlevsel ve biz çocuklu aileler için süper fikirlerle dolu bir kültür merkezi yapılmış. Evet türkiye'de yapılan her organizasyon gibi bura da da eksikler veya yalışlıklar yok değil ancak, daha iyi olacağına eminim. Zemindeki katlardan birini çocuklara tahsisetmişler oyun parkı yapmışlar. adına da rahmetli efe bozun ismini vermişler. Tebrik ediyorum. Süper işimize yarayan bir yerhele bu soğuk kış günlerinde çok işe yarıyor.

girişte bulunan jetonlu taşıtlar hem bedava hemde çok keyifli çocuklar için. Siz öndeki salonda ourup kitabınızı, gazetenizi okurken çocuğunuz içeride koşuşturup duruyor ve siz ekrandan nerde ne yapıyor izleyebiliyorsunuz. Görevli d sürekli kontrolde, kim nerede ne yapıyor hesabı....


Ve birde kültür merkezi oluşunda mütevellit tiyatro salonları var ve ücretsiz çocuk oyunları oluyor. Biz hazır gelmişken hadi bir oyuna girelim dedik, bu vesile ile Pinokyo'yu seyretmiş olduk. Bizi orayla tanıştıran ve ilk seferimizde bize arkadaş olan Çiğdem ve Ece'ye bol bol teşekkürler.

6 Aralık 2010

Yakışıklıyım işte!

5 Aralık 2010

OĞUZ'DAN İNCİLER!

- Maffettin beni; mahvettin beni.
- Eminmisin!
- "Farkettim batıyo" (altına yaptığında poposunu acıttığını ifade ediyor) devamında da
"batarsa bana söle emen deiştirim" diyor....
- Söylemesi ayıp olmasın ama sabahta demezmi ; gaz çıkardın gibi geldi bana!!!!
- öp öp doyamadım...
- b nim şarkım, babanın şarkısı
- güterim (gülterim)


to be continued....

4 Aralık 2010

Berrasu'nun doğumgünü partisine hazırlık!

21 Kasım 2010

Yap-Boz araba aktivitesi :) 05 Eyl 2010

İtfaiyeyi ziyaretimiz.12 Tem 2010


20 Kasım 2010

Ah sevgili Kadıköy! 06 Agustos 2010







11 Kasım 2010

Kendi işini kendin gör.

10 Kasım 2010

Ali Sami Yen Stadında bir GS - Denizlispor maçı


6 Kasım 2010

Diş Fırçalama Alışkanlığı

Çocuklarımıza alışkanlık kazandırmak istiyorsak veya istemiyorsak onlara örnek olmalıyız.
Bir söz vardı ya "çocuklarınız sizi dinlemiyorlar diye değil sizi izliyorlar diye endişe duyun" bu çok doğru Oğuz'un böyle bir alışkanlığı artık oldu, tabi bizi gördükçe aklına geliyor. Macunsuz sadece su ve fırça ile önce kendi dişlerini fırçalıyor bu bazen bayağı uzun bir seramoni oluyor ama neyse.
Bir de şu varki bizi gördüğü zamanda mutlaka Oğuz yapsın diyerek fırçamızı elimizden alıp dişlerimizi fırçalamaya koyuluyor.
Ne büyük bir lüks :)

4 Kasım 2010

Kitap Merakı

Bir anda baktık ki Oğuz hikaye dinlemeyi çok seviyor. Ne olursa olsun "anlat anlat, treni anlat, minibüsü anlat, uçağı anlat, çocuğu anlat..." sürekli bir hikaye anlattırma talebi var.
Evde büyük masal kitaplarını arada okumaya çalışıyorduk ama pek ilgisini çekmiyordu. Tesadüfen içinde Vedat isimli bir yumurcağın oldu ve trafik ile ilgili öğretileri olan bir kitap almıştım, öyle merak ve dikkatle dinledi ki inanamadım. Tabi yaşına ve ilgisine uyacak kısa öykülü ve resimli kitaplar dan hoşlanması gayet normal, hemen bir kaç tane daha edindik, kitap fuarından da bayağı bir kitap aldık.
Şimdilerde her akşam 4-5 tane kitap okumadan durmuyor.
Hatta Vedatı satır satır ezberlemiş.....

1 Kasım 2010

Sade bir doğumgünü!


"İyi ki doğdum" Oğuz

Yılın en sevdiğim ayı Kasım, mevsimlerden sonbahar.
Aşk mevsimi, renklerin mevsimi, huzurun, sıcak çikolatanın mevsimi.
Oğlumu kucağıma aldığım uğurlu mevsim.
Kocama aşık olduğum mevsim ve onunla evlendiğim.
Ben bu mevsimin yaratılanıyım ve onunla bir bütünüm.

Oğlumun doğumgünü ama pazartesi olduğu için çalışmak zorundayım.
Eve geldim oğlumu kucakladım ne dedi dersiniz;
Oğuz; "ii ki dodum." (iyi ki doğdum)
Ben; "Allah'ım sen bunu nerden öğrendin!!!"
Oğuz; "Emmenin aıcığı ayyavyu" (Emrenin ayıcığı I love you) diyormuş

Anlatamam bu duyguyu, yazamam, bildiğim kelimlerle, kurmaya çalıştığım cümlelerle bu duyguyu paylaşamam, sadece yaşadım ve yaşayabilirim...tekrar tekrar.

İlk kelimler, ilk cümleler....
1 yaşına yaklaşmıştı yürümeye başladı.
2 yaşına yaklaşmıştı cümleler kurmaya başladı...

Bir gün yine evdeyiz, bana arabayı göstererek "mımıkh" diyor, ben anlamadım önce ne olduğunu ve "mımıkh" ne oğlum dedim, o da kızarak "kımızı" dedi.
Allah'ım insan o anda donup kalıyor yada sarıp sarmalıyor, nasıl ifade edeceğimi şaşırıyorum ona hayranlığımı.

Çok şatafatlı bir doğum günü olamadı bu seferki, yorgun ve seyahate çıkması gereken bir anne, ve onu toparlamaya çalışan sorumluluk sahibi ama kendi de yorgun bir baba.

Ama biliyorum öyle bir doğum günü olsaydı yapmaktan en çok zevk alacağın şey o mumları defalarca ve defalarca üflemek olurdu. Bizde bu istediğini o gecelik te olsa ziyadesiyle yerine getirdik. Umarım biraz da olsa seni mutlu etmişizdir.

Seninle guru duyuyorum daha bu yaşında daha şimdiden.
Sürekli öğreniyorsun, sürekli öğrendiklerinle bizi şaşırtıyorsun.
Biliyorum ve kendimi şımartıyorum bu feza da sen başkasın. Allah'ın izniyle iyi olacaksın.
Kendin yada bizim için den önce bu feza için iyi olmalısın.
İyi ki doğdun, iyi ki girdin hayatımıza.

GY.

31 Ekim 2010

TÜYAP kitap fuarından kitaplar.

31.10.2010 - 07.11.2010 TÜYAP kitap fuarındaydık, bunlarda ilk gün aldıklarımız, tabi bir ara Oğuz için aldıklarımızı da ekleyeceğim.
İnsan tüm günü hatta bir kaç gün orada geçirebilir ve yüzlerce kitap alabilir. Öyle heveslendirici bir atmosfer ki kitap kitap kitap....

Bakış Açımız

İnsan ömrü ne kısa, oysa ki ne kadar çok şey var hayatta yapılacak, yaşanacak. 24 saate bir 24 daha eklense ve 2 günü 1 gün gibi, sevdiğimiz her şeyi 2 kere daha fazla yada 2 kat daha uzun yaşasak keşke.
Diyeceksiniz ki o zaman acılarda 2 kat olacak. Diyeceğim ki olmasa... Hayal bu ya acılarda 2'ye tam bölünebilse ve 1 yarım olsa bize kalan...
Acılara etkisiz eleman muamlesi yapıp, mutlulukları hep 2 ile çarpmaya çalışmak, sorunlara eşit zaman verip fazla üzerinde durmamak lazım hayatta ki bize verilen sürede bu sınavın tüm sorunlarını çözüp geçer not alabilelim.
Gerçi geçer not alsakta sonuç ne ki sınıf geçmek mi iyi bir hayata terfi etmek mi. Yok öyle bir sıralama tek amaç bu sınavı en az yürek acısıyla tamamlamak....son bardak suyumuzu içmeden, yıllar devirmiş o gözleri kapatmadan geriye dönüp baktığında hafıza son kez, en az kalbi kırmış olmalı insan, en az günahı işlemiş ama en fazla gezip/görmüş, en fazla sevmiş ve sevilmiş olmalı... ve bu hayatın üzerine bir bardak su içip öyle dalmalı son uykuya .... gy
Hayatınızı seviyorsanız zamanınızı boşa harcamayınız, çünkü zaman hayatın kendisidir.

Benjamın Franklin

Kaç Tık