6 Eylül 2010

27.07.2010 Feribotla eve dönüş Gelibolu;

BİR YOLCU'YA
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak,
Bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir..
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğün bu tümsek, Anadolu' nda,
İstiklal uğrunda, namus yolunda,
Can veren Mehmed' in yattığı yerdir..
Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed' in düşmanı boğduğu sele,
Mübarek kanını kattığı yerdir..
Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin
Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,
Bir harbin sonunda, bütün milletin,
Hürriyet zevkini tattığı yerdir...
NECMETTİN HALİL ONAN

25.07.2010


5 Eylül 2010

KNIDOS

Küçük kaşifimde bizimle beraber dağ bayır dinlemeden gezdi, yürüdü, taş topladı, küçük taş meraklısı o koca koca kayaları, rüzgarlı tepeleri gördükçe nasıl da eğlendi....
22.07.2010; KNIDOS;
Her tatilde veya gezide taş görmeden yapamam... Gittiğimiz neresi olursa olsun bir kalıntı bir harabe bir müze ziyaret etmeden oradaki tarihin geçmişin kokusunu almadan geçirilmiş bir tatil, tatil değildir benim için.

Datça'nın çiçekleri

21.07.2010;

21.07.2010;


20.07.2010; Hiç bir şekilde tarafımızdan müdahale edilmemiş, öğretilmemiş bir anlık yaşanan ve ikimizinde şaşırdığı bir durum hemen fotoğrafladık. Çocuklar öğrenmeye ve taklit etmeye o kadar açıklar ki.


19.07.2010; FERİBOTTA

İtfaiyeyi ziyaret.

Tarih 12.07.2010
Evimiz İtfaiyeye yakın bir yrde ve sık sık kapımızın önünden itfaiye arabaları geçiyor ve Oğuz'da da onlar geçerken bir telaş ki...
Uzun zamandır konuşuyorduk bunun için, sonunda MY Ozoz'u itfaiyeye götürdü, bunlarda o günün hatıraları.
İtfaiyeciler onu araca bindirip biraz da kullanmasına müsade etmişler ama Oğuz'um korkmuş :)

2 Eylül 2010

Tebrik ederim seni bu eserin için.

Oğuz'a genelde ablam bakıyor, MY'nin tatilde olmadığı günler dışında.

Değerli bir aile dostumuz, büyüğümüz bir iftar yemeğinde Oğuz'u büyük bir sevgiyle öperken ablama döndü ve "tebrik ederim seni bu eserin için" dedi ve bize de "büyüdüğünde inşallah çok beyefendi bir delikanlı olacak"....
Ne gurur verici, ne yüceltici bir söz.
Oğuz gerçektende karakter sahibi bir çocuk. Karşındaki çocuk olduğunda, küçük olduğunda sanki değerleri olmazmış gibi düşünülür ama bunu en bariz kendi çocuğumda gözlemledim. Bir karakteri var, sakin, vakur, değer veren, sevgi dolu, neşeli, şimdilik iyi giden bir karakteri var....
Her zaman aynı duayı ediyorum, atom mühendisi olsun diye değil, doktor, pilot, astronot olsun diye de değil, ne olacaksa olacak ama olduğunun en iyisi, en mutlusu ve en başarılısı olsun diye dua ediyorum. Önce vatanına, sonra milletine ve sonra da ailesine karşı hayırlı, düzgün bir birey olsun diye dua ediyorum. İnançları olsun, inandıkları olsun, korkuları olsun, korkusuz olsun, sevgi dolu ve cömert, saygı dolu ve yaşamak için hırsı olsun istiyorum. Zengin olmasa da olur, ama herşeyi görsün, herşeyi bilsin istiyorum.
Hayatında 1 kez de olsa her güzel şeyden 1 kez tatmış olmalı insan ve acıların çemberin de de illaki geçecek öyle değilmi!....

Öyle şanslı hissediyoruz ki kendimizi böyle bir evlada sahip olduğumuz için. Ve bazen de öyle kızıyoruz ki kendimizi onu örselediğimizi, onu değersiz kıldığımızı, onu kıymetsiz büyüttüğümüzü düşünerek. Ona kızdığımız zamanlar oluyor, bazen yaptıklarına tepki verdiğimiz de... halbuki öyle içimizdeki sevgisi, öyle derindeki, bazen öyle can yakıyorki...
İşte bu zamanlarda çalışmak ve çalışmamak arasında bocalamalar başlıyor içimde, kendimle kavgalı, kendime dargın, kendime kızgın hale geliyorum.
Biz onunlayken, onunla oynarken, onunla konuşurken öyle başka, öyle mutlu, öyle neşeli öyle bütün oluyoruz ki....Bunu hissediyorum onun yanında olduğumda, her ne kadar benden önce babası gelse de, onunla iki cümle konuştuğumda ona değer verdiğimi hissettiğinde, ona bir birey gibi davrandığımda bambaşka bir ruh haline bürünüyor, kendine güveni geliyor, neşeleniyor, bu o kadar bariz anlaşılıyor ki annesinin ona verdiği güç duygusu öyle başka ki, bunu hissediyorum. Bu bana özel değil tabii ki annelerin kıymeti bu, önemi, etkisi...

Değerli bir insan, değer veren bir insan yetiştirmek istiyorsan, ona değerli olduğunu hissettirmelisin, ona değer vermelisin.... Çocuk yetiştirmekten hiç bir şey öğrenmediysek en azından bunu öğrenmişizdir.
GY

24 Ağustos 2010

Oğuzca


GEÇMİŞTEN KARELER

19.07.2010; Yorumsuz
17.07.2010; Maltepede bulunan Masal Çocuk Kuaföründe traş oluyoruz 2 seferdir. Her ne kadar biraz tuzlu olsa da arabadan yapılma kuaför sandalyesinde otururken Ozozun sesi çıkmıyor hiç :) ve Gayet kolay bir traş oluyor. Çok tiki olmuş di mi :)
10.07.2010; Ayrılıkta sevdaya dahil ; Sabiha havaalanı...
10.07.2010; Dedenin çiçekeleri arasında çok tatlısın çook;
17.07.2010; Duru hanımla sevgi seli :) Kıpırdaklar yerinde durmadıki bir foto çekelim...
05.06.2010;Kayınvalidemin bahçesinden sanırım Lilyumdu bunlar, mis kokuyorlardı miss...
05.06.2010; Benim selocanımı gördünüz mü?

19 Ağustos 2010

KEK YAPIMI



Uzun uzun kek çırpmaya sinir olurum, bu konuda yamağım Ozoz öyle hevesliydiki bende seve seve bu işi ona devrettim :) ve kek süper oldu. Acemi şansı işte :)

Hoş geldin "terrible two" umarım çok kalmazsın :)

Son günlerde bir aksilik bir inat ; dedik hoşgeldin "terrible two" gerçi bir süredir arada uğruyordun ama, bu günlerde ziyaretlerin çok uzun sürmeye başladı. Azıcık arayı açsan diyodum. Üzülerek arada cezalandırma yoluna gidiyoruz maalesef.
Ama yadırgamayın. Ağlama krizi geldiğinde ortam değiştirme yoluna gidiyoruz veya dikkat dağıtma. Ama baktık ki inadım inat durumu, o zaman odasına gönderiyoruz, ağlaman bitene kadar odanda kal, bitince gelebilirsin diyoruz. Açıkçası çok ta işe yarıyor (tabi şimdilik).
Bu arada kardeşimden öğrendim bu aslına doğru bir yöntemmiş. (okuduklarımda da öyle diyordu zaten) sadece hassas nokta ceza süresi, çocuğun yaşı ile aynı dakikada olmalıymış. Mesela Ozoz şuaralar 2 dk ceza alıyor :)
Birde istenmeyen bir kabahat yaptığında su dökmek çiçekleri devirmek toprakları ellemek gibi.... Ortalığı ona toplatıyorum, su dökmüşse o siliyor, bişey dökmüşse o süpürüyor...
Kızmadan net bir sesle eline bir bez varıyorum, Oğuz yere su dökmüş hadi bakalım temizlesin diyorum. Gerçi bu onun için çok ta ceza gibi olmuyor çünkü zaten bu tür işlere bayılıyor :)

Bu arada fotoğraf makinemiz eve geri döndü. Öyle çok özlemişizki birbirimizi. Her ne kadar aman aman bir şey olmasada kalitesiz o tatil fotoğraflarından sonra bizim emektarın kıymetini anladık.
Hoşgeldin evine, bir daha sakın bizi terk etme :(

LIMITSIZ SECRET "BUMERANG YASASI"

"SECRET" ile servet sahibi olmaya çalışanlar, mutlu bir ilişki peşinde koşanlar, bolluk bereket ve başarı içinde yaşama hayali kuranlar....
Yanlış yoldasınız der kitap :)
Daha doğrusu eksiğiniz var!
Bumerang yasasına göre evrene ne verirseniz evren size fazlasıyla geri verir.
Yada sen ne verirsen evrene, aynısı sana geri döner tıpkı bumerang gibi.
Bu hayatta tabi sadece yaptıklarınızın sonuçları değil yapmadıklarınız sonuçları da size geri döner.
Siz kötü duygular düşündüğünüzde kıskançlık, haset, kin, nefret.... işte evrenin çarkları harekete geçiyor ve tabi sizin bu duygularınıza benzer duyguları başkaları da sizin için düşünüyor olabilir...
Bumerang derki; kötü duygular beslemeyin ne kendiniz için ne de başkaları için....
Evrene doğru zamanda doğru mesaj gönderin, tüm enerjinizi hatta başkalarının enerjisini kafanızdaki isteğinize odaklayarak evrene göndermeye çalışın.
Çekim yasası, düşündüklerinizi kendinize çekebilirsiniz der ama yağmur altında istediğiniz kadar elinizde bir şemsiye hayal edin, siz büyücü olmadığınız için o şemsiye kendiliğinden ortaya çıkmayacaktır.
Sahip olduğunuz şeyler çölde bir şişe su kadar değerli olmalı ki, size o suya 1 milyon dolar para vererek alacak bir zengin vardır.
Paranız yeterli değilken bile biriktirin ve hayatta sizin için lüks sayılabilecek şeyleri de mutlaka bir kez olsun yaşayın. ............
Secret bana hep ticari bir kitap olarak gelmiştir.
Ama içinde hayatımıza akuple etmemiz gereken bazı doğrular olduğu yadsınamaz.
Tabi Secret'ta bulunan kötü düşünürsen kötü şeyler olur fikri, doğal felaket yaşayan bir takım yerlerde nasıl yorumlanır tam anlamıyla bir soru işareti, bu insanlar kendilerine sel baskınını, yangını veya depremi nasıl çekmiş olabilirlerki. Bence Secret burada kopuyor.....

18 Ağustos 2010

Eski Dostlar Eski Dostlar!!!

Bu sıcak yaz günlerinde pek bir keyifli oluyor İstanbul'un balkonu.
Semaverde çay, eski dostlar, derin muhabbetler;

14 Ağustos 2010

Tatil sonrası Oğuz ve MY Lüleburgaz'da

Yakışıklılarım, aşklarım, sevgililerim bunlar benim.
Hayatımın iki değerlisi.


Dönüşte Ramazan'ın başlamasıyla MY ve Ozoz 1 haftalığına Memleketlerine mandiye'yi ziyarete gittiler. Mandiye ne mi, Ozoz orada babaanne demeyi öğrendi de :) Bir sonraki yazımda Ozoz'un sözlüğünden bahsedeceğim.

Bakış Açımız

İnsan ömrü ne kısa, oysa ki ne kadar çok şey var hayatta yapılacak, yaşanacak. 24 saate bir 24 daha eklense ve 2 günü 1 gün gibi, sevdiğimiz her şeyi 2 kere daha fazla yada 2 kat daha uzun yaşasak keşke.
Diyeceksiniz ki o zaman acılarda 2 kat olacak. Diyeceğim ki olmasa... Hayal bu ya acılarda 2'ye tam bölünebilse ve 1 yarım olsa bize kalan...
Acılara etkisiz eleman muamlesi yapıp, mutlulukları hep 2 ile çarpmaya çalışmak, sorunlara eşit zaman verip fazla üzerinde durmamak lazım hayatta ki bize verilen sürede bu sınavın tüm sorunlarını çözüp geçer not alabilelim.
Gerçi geçer not alsakta sonuç ne ki sınıf geçmek mi iyi bir hayata terfi etmek mi. Yok öyle bir sıralama tek amaç bu sınavı en az yürek acısıyla tamamlamak....son bardak suyumuzu içmeden, yıllar devirmiş o gözleri kapatmadan geriye dönüp baktığında hafıza son kez, en az kalbi kırmış olmalı insan, en az günahı işlemiş ama en fazla gezip/görmüş, en fazla sevmiş ve sevilmiş olmalı... ve bu hayatın üzerine bir bardak su içip öyle dalmalı son uykuya .... gy
Hayatınızı seviyorsanız zamanınızı boşa harcamayınız, çünkü zaman hayatın kendisidir.

Benjamın Franklin

Kaç Tık