6 Haziran 2009

Uzay gemim!


4 Haziran 2009

Otururken, beşiğimde ayakta, beşiğimi kemirirken....

Emeklerken bu kadar çok mutlu olmamıştı yavrumuz, ama beşiğinde ayağa kalkmak sonrada ellerini bırakıp yumuşak zemine düşmek öyle çok ama öyle çok zevk veriyor ki ona hemen bir telaşla kalkıp aynı şeyi tekrar tekrar yapıyor, bu onu çoook ama çoook mutlu ediyor... Tabi ufak kazalarda olmuyor değil, şişen alınlar, çizilen yüzler....

İlk ateş

Ne kadar zormuş o küçücük varlığın gözünün önünde hasta ve masum bir halde çaresizce inlemesi, ağlaması.... İlk ateşlenmemizdi (benim en çok korktuğum şey) ne zor insanın elinden gelen herşeyi yapması ama elinden hiç bir şey gelememesi...
Birkaç saat süren ateş; şurup, su ve mendil yardımı ile çok şükür ki atlatıldı.
İnsanın anne ve baba olduktan sonra kendi mutluluğu, evladının sağlığı ve mutluluğu ile kesin ve kat-i olarak bağıntılıymış...

3 Haziran 2009

İşte beşiğimde ayakta durabiliyorum


Bir bebek için ilkler ne kadar önemlidir biliyormusunuz !!!!

Küçük üzüm tanemiz artık oturuyor

Küçük üzüm tanemiz bir kaçgündür kendi kendine oturuyor.
Ki aslında hedef oturmak yada emeklemek değil bu mücadeleci Türk direkt olarak yürümek istiyor ki beşiğinde kendi kendine tutunarak ayağa kalkmak için hiçte zorlanmadı.
Resimler bir kaç gün sonra...

31 Mayıs 2009

19. Kepirliler Günü


Mezun olduğum lise. Kepirtepe Anadolu Öğretmen Lisesi. Geçmişimin ve bu günümün bir araya geldiği bu özel günde dostlarla bir arada olmak, bir zamanlar o dostlarımla yemek yediğim yemekhanede oğlumla ve eşimle birlikte yemek yemek, hepsi olamasada hala görevde olan öğretmenlerimizle bir öğretmen olarak anı ve anıları paylaşmak enteresan duygularla doldurdu içimizi... Oğlu Ozan 2 yazında olan dostlarımız Tuna ve eşi Esin, şu an bebek bekleyen dostlarımız Uygar ve Meral...

29 Mayıs 2009

Sarı kırmızı, taraf olmanın neşesi

28 Mayıs 2009

Beşiğim ve ben


Henüz oturamasam yada kalkamasam da, çalışmalara başladım. Her kalkışımda devriliyorum ama yılmak yok eninde sonunda bende bir bebek oturuşu öğrencem :)

17 Mayıs 2009

Büyüyorum, daha çok merak ediyor, daha çok araştırıyorum...

11-12-14 ve 17 Mayıs'a ait fotoğraflarımız. Artık kamera görür görmez hemen dikkat kesiliyoruz. Kimi zaman ciddi, kimi zaman meraklı bakışlar atıyoruz etrafa ve vakur tavrımızı hiç bir zaman elden bırakmıyoruz.
Beşiğimizin içinde her yeri küçük bir tırtıl gibi sürüne sürüne dolaşıyoruz.Önce popoyu havaya kaldırıp sonra ileri bir hamle ile yollar katediyoruz... Ayaklarımızı ellerimizi parmaklıklardan sarkıtıp bunu komik buluyoruz, kafamızı parmaklıklar arasına sokmaya çalışıp başaramadığımızda yada kafamızın üzerinde ilerlemeye çalışıpta beşiğimizin kenarlarında kilitli kaldığımızda inanılmaz sinirleniyoruz ve tüm bunları gece yarısı uykudayken yapmaya çalışınca uykumuzdan da oluyoruz...

10 Mayıs 2009

İlk anneler günüm.

İlk anneler günüm.
Baba ve oğuldan ilk anneler günü hediyem.
İkisinin kalpleri bir araya gelmiş, bir kelebek olmuş ve kalbime konmuşlar...
Bir kadını, bir anneyi daha başka ne mutlu edebilirki !

3 Mayıs 2009

Aydos Ormanı

























Temiz hava bol güneş dedik düştük yola... Aydos ormanlarında güzl bir mama ve ardından uyku molasından sonra keyifli bir yürüyüş yaptık. Lunaparktaki tırtılı seyrettik önce, sonra da annesiyle birlikt küçük tayı fotoğrafladı babam... ve küçük beni de annemle... ;)




Anneler ve oğullar :)




26 Nisan 2009

Sudan çıkmış şaşkın ben :(


KARE KARE BEN :)

Anlaşıldı büyüyene kadar bizimkilerin elinden kurtuluş yok bana :))

25 Nisan 2009

Duru kuzen :)

Henüz 17 aylık olan Duru bize geldi. Oğuz Türk ile tanışmalarının ardından, henüz kendi bebek olan bir bebek bir başka bebeği ancak bu kadar sevebilir sanırım.

Öptü, sarıldı, sevdi, eve gelen herkesi önce onun yanına götürdü... Onunla bööö diyerek şakalaştı, onu korkuttu, onun korkmasına çok güldü, ağlamasına çok üzüldü, uyurken onu seyretti, onu kucağına almak, sallamak istedi.... Bizi yaşına rağmen bu duygusal ve hassas haliyle gerçekten çok şaşırttı Duru kız. En kısa zamanda yine gelirsin umarım :)

Bakış Açımız

İnsan ömrü ne kısa, oysa ki ne kadar çok şey var hayatta yapılacak, yaşanacak. 24 saate bir 24 daha eklense ve 2 günü 1 gün gibi, sevdiğimiz her şeyi 2 kere daha fazla yada 2 kat daha uzun yaşasak keşke.
Diyeceksiniz ki o zaman acılarda 2 kat olacak. Diyeceğim ki olmasa... Hayal bu ya acılarda 2'ye tam bölünebilse ve 1 yarım olsa bize kalan...
Acılara etkisiz eleman muamlesi yapıp, mutlulukları hep 2 ile çarpmaya çalışmak, sorunlara eşit zaman verip fazla üzerinde durmamak lazım hayatta ki bize verilen sürede bu sınavın tüm sorunlarını çözüp geçer not alabilelim.
Gerçi geçer not alsakta sonuç ne ki sınıf geçmek mi iyi bir hayata terfi etmek mi. Yok öyle bir sıralama tek amaç bu sınavı en az yürek acısıyla tamamlamak....son bardak suyumuzu içmeden, yıllar devirmiş o gözleri kapatmadan geriye dönüp baktığında hafıza son kez, en az kalbi kırmış olmalı insan, en az günahı işlemiş ama en fazla gezip/görmüş, en fazla sevmiş ve sevilmiş olmalı... ve bu hayatın üzerine bir bardak su içip öyle dalmalı son uykuya .... gy
Hayatınızı seviyorsanız zamanınızı boşa harcamayınız, çünkü zaman hayatın kendisidir.

Benjamın Franklin

Kaç Tık